Aslan, yılan ve iki farenin hikâyesi, insan ömrünün nasıl hızla tükendiğini ve dünya hayatının geçici lezzetlerinin kişiye ölümü unutturabildiğini anlatan ibretlik bir rüya yorumudur.
Aslan, Yılan ve İki Farenin Hikâyesi
Bir adam rüyasında Afrika’nın uçsuz bucaksız topraklarında yürüyormuş. Etrafını seyrederken bir anda arkasından gelen güçlü bir ses duymuş.
Başını çevirip arkasına baktığında kendisine doğru hızla koşan büyük bir aslan görmüş. Aslan, adama her geçen saniye biraz daha yaklaşıyormuş.
Adam büyük bir korkuya kapılarak bütün gücüyle kaçmaya başlamış. Ancak aslan çok hızlıymış ve aralarındaki mesafe giderek azalıyormuş.
Kaçmaya devam eden adam, tam önünde derin bir kuyu bulunduğunu fark etmiş. Aslandan kurtulabilmek için başka bir çaresi kalmadığını düşünerek kuyunun içine doğru sarkan ipe tutunmuş ve hızla aşağı inmeye başlamış.
Aslandan kurtulduğunu düşünerek biraz rahatlamak istemiş. Fakat kuyunun dibine baktığında kendisini çok daha büyük bir tehlikenin beklediğini görmüş.
Kuyunun Dibindeki Büyük Yılan
Kuyunun dibinde dev bir yılan varmış. Yılan başını yukarı kaldırmış, ağzını açmış ve ipe tutunan adama doğru yükselmeye başlamış.
Adam korkuyla ne yapacağını düşünmüş:
“Yukarı çıksam beni aslan bekliyor. Aşağı insem büyük yılan beni yutacak. Buradan nasıl kurtulacağım?”
Adam kuyunun ortasında ipe sımsıkı sarılmış. Yukarıda aslan, aşağıda ise büyük yılan bekliyormuş. Kaçabileceği hiçbir yer yokmuş.
Tam o sırada başka bir ses duymuş. Başını kaldırıp ipe baktığında biri beyaz, diğeri siyah iki farenin, tutunduğu ipi kemirmeye başladığını görmüş.
Fareler ipi iki taraftan kemiriyor, adamı kuyunun dibine düşmekten koruyan bağ her geçen an biraz daha inceliyormuş.
Adamın her tarafı tehlikelerle çevriliymiş. Yukarı çıkması mümkün değilmiş, aşağı inemiyormuş ve tutunduğu ip de beyaz ve siyah fareler tarafından sürekli kemiriliyormuş.
Adamın Yüzüne Düşen Bir Damla Bal
Adam bütün bu tehlikelerin arasında ne yapacağını düşünürken yüzünde ıslak ve tatlı bir şey hissetmiş. Başını kaldırdığında yakınında uçan bir arının yüzüne bir damla bal bıraktığını fark etmiş.
Adam, aslanı, yılanı ve ipi kemiren fareleri bir anlığına unutmuş. Yüzüne düşen balı tatmış ve balın lezzeti damağına yayılmış.
Tam balın tadına kendisini kaptırdığı sırada gözlerini açmış. Derin bir nefes alarak:
“Oh be! Hepsi rüyaymış.”
demiş.
Ancak gördüğü rüya adamı çok etkilemiş. Aslanın, kuyunun, yılanın, ipin ve iki farenin ne anlama geldiğini merak etmiş. Bu nedenle rüyasını yorumlaması için bilgili bir âlimin yanına gitmiş.
Âlimin Rüya Yorumu
Adam gördüğü rüyayı bütün ayrıntılarıyla âlime anlatmış. Ardından ona:
“Bu rüyanın yorumu nedir? Peşimden koşan aslan, kuyudaki yılan, tutunduğum ip, fareler ve bal ne anlama geliyor?”
diye sormuş.
Âlim gülümseyerek adama şöyle cevap vermiş:
“Rüyanın anlamını gerçekten anlayamadın mı? Peşinden koşan aslan ölüm meleğidir. İçinde büyük bir yılan bulunan kuyu ise senin mezarındır.”
Âlim sözlerine devam etmiş:
“Kuyuda sarıldığın ip senin hayatındır. O ip seni hayatta tutan ömrünü temsil eder. İpi kemiren beyaz ve siyah fareler ise gece ile gündüzdür. Gece ve gündüz geçtikçe ömrün azalır; tıpkı farelerin ipi yavaş yavaş kemirmesi gibi.”
Adam, âlimin söylediklerini dikkatlice dinlemiş. Ancak rüyadaki balın anlamını hâlâ merak ediyormuş:
“Peki, yüzüme düşen ve tadına daldığım bir damla bal ne anlama geliyor?”
Âlim şu cevabı vermiş:
“O bal, dünyanın geçici lezzetleridir. İnsan bazen dünya hayatının küçük ve geçici zevklerine kendisini öylesine kaptırır ki ölümün yaklaştığını, ömrünün tükendiğini ve kendisini bekleyen ahiret hayatını unutur.”
Hikâyedeki Sembollerin Anlamları
- Aslan: İnsanı sürekli takip eden ölümü ve ölüm meleğini temsil eder.
- Kuyu: İnsan için kaçınılmaz olan mezarı simgeler.
- Büyük yılan: Mezardan ve ölümden duyulan korkuyu ifade eder.
- İp: İnsana verilen sınırlı hayatı ve ömrü temsil eder.
- Beyaz fare: Ömrü azaltan gündüzleri simgeler.
- Siyah fare: Ömrü azaltan geceleri simgeler.
- Bir damla bal: Dünya hayatının kısa süreli ve geçici lezzetlerini temsil eder.
Hikâyeden Çıkarılacak Ders
İnsanın hayatı, rüyadaki adamın tutunduğu ip gibi sınırlıdır. Gece ve gündüz birbirini takip ettikçe ömür azalır. İnsan çoğu zaman bunun farkına varmadan dünya işleriyle ve geçici zevklerle meşgul olur.
Dünya hayatının nimetlerinden faydalanmak yanlış değildir. Ancak geçici lezzetlere kendisini kaptırarak ölümü, kulluk sorumluluğunu ve ahiret hayatını tamamen unutmak insanı büyük bir gaflete sürükleyebilir.
Dünya hayatı bir damla bal kadar tatlı görünebilir; fakat bu tat, insana ömrünün her geçen gün tükendiğini unutturmamalıdır. Önemli olan dünyaya kapılmadan, verilen hayatı iyilik ve güzel amellerle değerlendirebilmektir.
