Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe romanı, ailesinin uyarılarına rağmen denize açılan ve geçirdiği gemi kazası sonucunda ıssız bir adada yıllarca yaşamak zorunda kalan Robinson Crusoe’nun hikâyesini anlatır. Crusoe’nun doğayla mücadelesi, üretme çabası, yalnızlığı ve Cuma ile kurduğu ilişki, eseri sıradan bir macera romanının ötesine taşır.
Bu yazıda Robinson Crusoe kitap özeti, düzenlenmiş ve genişletilmiş video transkripti, romanın karakterleri, temaları, ana fikri, tarihsel yönü ve Daniel Defoe hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır.
Robinson Crusoe Sesli Kitap ve Kitap Özeti
Yeni sesli kitapları, dünya klasiklerini ve ayrıntılı kitap özetlerini kaçırmamak için YouTube kanalıma abone olabilirsiniz. Serinin diğer videolarına aşağıdaki oynatma listesinden ulaşabilirsiniz.
Sesli Kitaplar ve Kitap Özetleri Oynatma Listesini Aç
Robinson Crusoe Kitabı Hakkında Kısa Bilgiler
| Kitabın adı | Robinson Crusoe |
| Yazar | Daniel Defoe |
| İlk yayımlanma tarihi | 25 Nisan 1719 |
| Türü | Macera, hayatta kalma, gezi ve gelişim romanı |
| Başkahraman | Robinson Crusoe |
| Adada kaldığı süre | Yaklaşık 28 yıl |
| Geçtiği yerler | İngiltere, Afrika kıyıları, Brezilya ve Karayipler yakınındaki ada |
| Temel konular | Hayatta kalma, yalnızlık, emek, inanç, sömürgecilik ve insan-doğa ilişkisi |
Robinson Crusoe Kitap Özeti
Robinson Crusoe, ailesinin kendisi için hazırladığı sakin ve güvenli hayatı kabul etmeyen genç bir İngilizdir. Babası onun hukuk okumasını ve tehlikelerden uzak bir yaşam sürmesini ister. Robinson ise denizlere açılmayı ve uzak ülkeleri görmeyi hayal eder.
Ailesinin izni olmadan denize açılan Robinson, art arda tehlikeler yaşamasına rağmen yolculuk tutkusundan vazgeçmez. Bir dönem korsanlar tarafından esir alınır, daha sonra kaçarak Brezilya’ya ulaşır ve burada bir tarım işletmesi kurar.
Yeni bir deniz yolculuğu sırasında gemisi fırtınaya yakalanır. Gemideki diğer insanlar hayatını kaybederken Robinson ıssız bir adaya ulaşmayı başarır. Gemiden kurtardığı araçlar, silahlar, yiyecekler ve tohumlarla kendisine yeni bir yaşam kurar.
Yıllar boyunca tek başına yaşayan Robinson barınak yapar, tarımla uğraşır, keçileri evcilleştirir, ekmek üretir ve adayı keşfeder. Bir gün kumların üzerinde bir insan ayak izi görmesi, hayatındaki yeni dönemin başlangıcı olur.
Adada düzenlenen bir tören sırasında öldürülmek üzere olan bir esiri kurtarır ve ona karşılaştıkları günün adından hareketle Cuma ismini verir. Crusoe ile Cuma arasında hem dostluk hem de dönemin sömürgeci anlayışını yansıtan eşitsiz bir ilişki gelişir.
Robinson, adaya gelen bir İngiliz gemisindeki isyanı bastırmaya yardım ettikten sonra yaklaşık 28 yılın ardından İngiltere’ye dönmeyi başarır.
Düzenlenmiş ve Genişletilmiş Video Transkripti
Robinson Crusoe’nun Çocukluğu
Robinson Crusoe, İngiltere’nin York kentinde yaşayan orta sınıf bir ailenin oğludur. Babası ticaretle uğraşmış, çalışkan ve hayat tecrübesi olan bir adamdır.
Babası Robinson’a ne aşırı zenginliğin ne de ağır yoksulluğun iyi olduğunu anlatır. Ona göre orta hâlli, güvenli ve düzenli bir hayat insanı pek çok tehlikeden korur.
Robinson’un hukuk öğrenimi görmesini ve ailesinin yanında kalmasını ister. Fakat Robinson denizleri, uzak ülkeleri ve macerayı düşünmekten kendisini alamaz.
Babasının bütün uyarılarına rağmen ailesinden habersiz bir gemiye binerek denize açılır. Bu karar, hayatı boyunca karşılaşacağı felaketlerin ve maceraların başlangıcı olur.
İlk Deniz Yolculuğu
Robinson’un çıktığı ilk yolculukta gemi şiddetli bir fırtınaya yakalanır. Denizcilik konusunda hiçbir deneyimi olmayan Robinson büyük bir korkuya kapılır.
Hayatta kalırsa evine döneceğine ve bir daha denize açılmayacağına söz verir. Fakat fırtına geçtikten ve korkusu azaldıktan sonra bu sözünü unutur.
Yaşadığı tehlikeyi bir uyarı olarak görmek yerine yeniden denize açılır. Robinson’un en önemli özelliklerinden biri, karşılaştığı felaketlere rağmen macera ve kazanç arzusundan kolayca vazgeçmemesidir.
Korsanlara Esir Düşmesi
Robinson’un gemisi Afrika kıyıları yakınlarında korsanların saldırısına uğrar. Robinson yakalanır ve Kuzey Afrika’daki Salé bölgesine götürülür.
Burada bir korsan reisinin esiri olarak yaklaşık iki yıl yaşar. Denizcilik bilgisi nedeniyle zaman zaman küçük bir tekneyle balığa gönderilir.
Robinson, Xury adındaki genç bir çocukla birlikte kaçış planı hazırlar. Balığa çıktıkları bir gün kıyıya dönmeyerek güneye doğru ilerlerler.
Xury ile Kaçışı
Robinson ve Xury, küçük tekneleriyle Afrika kıyıları boyunca ilerler. Yanlarında sınırlı miktarda yiyecek ve su vardır. Kıyıdaki vahşi hayvanlardan ve tanımadıkları topluluklardan korunmaya çalışırlar.
Bir süre sonra Portekizli bir kaptanın gemisi tarafından kurtarılırlar. Kaptan Robinson’a iyi davranır ve onu Brezilya’ya götürmeyi kabul eder.
Robinson, Xury’yi Portekizli kaptana hizmet etmesi için verir. Günümüz açısından ciddi biçimde eleştirilen bu davranış, romanın yazıldığı dönemdeki kölelik ve sömürgecilik anlayışını yansıtır.
Brezilya’daki Hayatı
Robinson Brezilya’ya ulaştıktan sonra tarım yapmaya başlar. Zamanla toprağını genişletir ve ekonomik olarak iyi bir duruma gelir.
Ancak sahip oldukları ona yeterli gelmez. Daha fazla iş gücü ve kazanç elde etmek amacıyla Afrika’ya yapılacak bir deniz yolculuğuna katılmayı kabul eder.
Yolculuğun amacı köleleştirilecek insanları Brezilya’ya getirmektir. Bu girişim, romanın ekonomik bireycilik ve sömürgecilikle ilgili tartışmalı yönlerinden biridir.
Geminin Batması
Robinson’un bindiği gemi şiddetli bir fırtınaya yakalanır ve bilinmeyen bir adanın yakınlarında karaya oturur. Mürettebat küçük bir sandalla kurtulmaya çalışırken dev dalgalar sandalı devirir.
Robinson dalgalarla uzun süre mücadele ettikten sonra kıyıya ulaşmayı başarır. Gemideki diğer insanlardan hiçbirini göremez. Kazadan kurtulan tek kişi olduğunu anlar.
İlk gecesini vahşi hayvanlardan korunmak için bir ağacın üzerinde geçirir. Sabah olduğunda geminin tamamen batmadığını ve kıyıya yakın bir yerde durduğunu görür.
Gemiden Malzeme Taşıması
Robinson tahta parçalarını birleştirerek bir sal yapar ve gemiye ulaşır. Gemide bulunan yiyecekleri, silahları, barutu, marangozluk aletlerini, ipleri, kumaşları ve kullanılabilecek diğer eşyaları kıyıya taşır.
Gemi tamamen parçalanmadan önce defalarca gidip gelerek mümkün olduğu kadar çok malzeme kurtarır. Ayrıca gemide hayatta kalan bir köpek ve kedileri de yanına alır.
Gemiden aldığı araçlar, Robinson’un adada kuracağı hayatın temelini oluşturur. Hazır araçların değeri, onları yeniden üretemeyeceğini fark ettiğinde daha da artar.
Adadaki İlk Barınağı
Robinson kendisine güvenli bir yer arar. Denizden gelebilecek gemileri görebileceği, tatlı suya ulaşabileceği ve güneşten korunabileceği bir bölge seçer.
Kayanın önüne çadır kurar ve çevresine kazıklar yerleştirerek yüksek bir çit yapar. Barınağına doğrudan kapı bırakmaz; içeriye merdivenle girerek güvenliğini sağlamaya çalışır.
Kayanın içini oyarak bir mağara oluşturur. Gemiden getirdiği yiyecekleri, barutu ve araçları burada saklar. Böylece çadır, mağara ve çitle çevrilmiş küçük bir kale meydana getirir.
Zamanı Kaydetmesi
Robinson adaya ulaştığı günü unutmamak için büyük bir tahta üzerine tarih yazar. Her gün tahtaya bir çizgi atarak zamanın geçişini takip eder.
Belirli dönemlerde günlük tutmaya da başlar. Yaşadığı olayları, yaptığı işleri, korkularını ve düşüncelerini kaydeder. Mürekkebi sınırlı olduğu için günlüğünü sonsuza kadar sürdüremez.
Zamanı ölçmek, Robinson’un düzen duygusunu korumasına yardım eder. Günlerin birbirine karışmasını engelleyerek yalnızlığın psikolojik etkilerine karşı bir savunma oluşturur.
Adanın Keşfedilmesi
Robinson zamanla adanın farklı bölgelerini keşfetmeye başlar. Adada tatlı su kaynakları, meyveler, kuşlar ve yabani keçiler bulunduğunu görür.
İlk başta adaya “Umutsuzluk Adası” anlamına gelen bir isim verir. Fakat kaynakları tanıdıkça buranın hayatta kalabileceği bir yer olduğunu anlar.
Adanın yüksek bir noktasına çıkarak çevreyi inceler. Yakınlarda bazı kara parçaları görse de oraya güvenli biçimde nasıl ulaşabileceğini bilmez.
Tarım Yapmayı Öğrenmesi
Robinson’un gemiden getirdiği bir torbada kalan tahılları yere dökmesinin ardından arpa ve pirince benzeyen bitkiler yetişir. Bunun bir rastlantı olduğunu fark eder ve ürünlerin tamamını hemen tüketmez.
Bir bölümünü yeniden ekmek için ayırır. Mevsimleri, yağış zamanlarını ve toprağın özelliklerini gözlemleyerek tarım yapmayı öğrenir.
İlk hasatları küçük olsa da yıllar içinde yeterli tahıl üretmeye başlar. Tahılı öğütmek, hamur yapmak ve pişirmek için ihtiyaç duyduğu bütün araçları kendi imkânlarıyla geliştirmesi gerekir.
Sonunda ekmek üretmeyi başarır. Günlük hayatta sıradan görünen bir dilim ekmeğin arkasında ne kadar çok bilgi, emek ve araç bulunduğunu anlar.
Keçileri Evcilleştirmesi
Robinson başlangıçta yabani keçileri avlayarak et ihtiyacını karşılar. Ancak barutunun sınırlı olduğunu ve sürekli avlanamayacağını fark eder.
Canlı keçileri yakalamak için tuzaklar kurar. Onları çevirdiği bir alanda besleyerek zamanla evcilleştirir.
Keçilerden et, süt ve deri elde eder. Böylece yalnızca doğadaki hazır kaynakları tüketmek yerine düzenli üretim yapan küçük bir çiftlik kurar.
Araç Yapma Çabası
Robinson’un en büyük sorunlarından biri, ihtiyaç duyduğu araçların çoğuna sahip olmamasıdır. Bir masa veya sandalye yapmak için bile uygun tahta, testere, çivi ve ölçü aletleri gerekir.
İlk yaptığı eşyalar düzgün değildir ve üretimleri çok uzun sürer. Ancak denemekten vazgeçmez. Zamanla marangozluk, sepet örme ve çömlekçilik gibi beceriler kazanır.
Adadaki yaşamı, insanın tek başına sahip olduğu bilginin toplumun ortak bilgisi karşısında ne kadar sınırlı olduğunu gösterir.
Büyük Kayık Hatası
Robinson adadan ayrılabilmek için büyük bir ağaç gövdesinden kayık yapmaya karar verir. Aylarca çalışarak son derece büyük bir kayık ortaya çıkarır.
Ancak kayığı denize nasıl taşıyacağını önceden hesaplamamıştır. Kayık çok ağırdır ve kıyıya uzaktır. Kanal açmayı denese de işin yıllar süreceğini anlar.
Bütün emeğine rağmen kayığı kullanamaz. Bu olay, çalışkanlığın yanında planlama ve gerçekçi hesaplamanın da gerekli olduğunu öğretir.
Hastalık ve Manevi Değişim
Robinson adadaki ilk dönemlerinde ağır bir hastalık geçirir. Yüksek ateş ve yalnızlık içinde ölebileceğini düşünerek büyük bir korkuya kapılır.
Gemiden kurtardığı kitaplar arasında bulunan İncil’i okumaya başlar. Geçmişte yaptığı seçimleri ve ailesinin uyarılarını düşünür.
Adadaki hayatını yalnızca ceza olarak görmekten uzaklaşır. Hayatta kalmasını, yiyecek bulmasını ve kendisine yeni bir düzen kurabilmesini şükredilecek durumlar olarak değerlendirmeye başlar.
Robinson’un adadaki mücadelesi böylece fiziksel hayatta kalmanın yanında manevi bir sorgulamaya dönüşür.
Kumdaki Ayak İzi
Robinson adada uzun yıllar tek başına yaşadıktan sonra sahilde açıkça görülen bir insan ayak izi bulur. Bu görüntü onu büyük bir korkuya sürükler.
Yıllardır başka bir insan görmeyi arzulamasına rağmen birinin adada bulunabileceği düşüncesi güvenlik duygusunu yok eder. Barınağını güçlendirir ve uzun süre dışarı çıkmaktan çekinir.
Ayak izinin kendisine ait olup olmadığını düşünür; ancak ölçüler uyuşmaz. Adanın zaman zaman başka topluluklar tarafından ziyaret edildiğini anlamaya başlar.
Adadaki Yabancılar
Robinson, adanın bir kıyısında ateş kalıntıları ve insan kemikleri görür. Başka bir adadan gelen bir grubun esirleri öldürmek için bu bölgeyi kullandığını düşünür.
İlk tepkisi bu insanlara saldırmaktır. Ancak daha sonra onların kendi kültürlerinde suç sayılmayan davranışlar nedeniyle kendisi tarafından cezalandırılıp cezalandırılamayacağını sorgular.
Bu bölüm, romanın farklı kültürleri değerlendirme, ahlak ve sömürgecilik konularındaki tartışmalı yönlerini ortaya çıkarır.
Cuma’nın Kurtarılması
Yıllar sonra adaya yeniden bir grup gelir. Esirlerden biri kaçmayı başarır ve Robinson’un bulunduğu yöne doğru koşar.
Robinson onu takip edenlere müdahale ederek kaçağı kurtarır. Karşılaştıkları gün cuma olduğu için genç adama “Friday”, Türkçe çevirilerde kullanılan biçimiyle Cuma adını verir.
Cuma, Robinson’a bağlılık gösterir. Robinson ona İngilizce öğretir, kıyafet verir ve kendi dinî inançlarını anlatır.
Robinson uzun yıllardan sonra ilk kez konuşabileceği ve birlikte çalışabileceği bir insana kavuşur. Cuma kısa sürede adadaki hayatın önemli bir parçası olur.
Robinson ve Cuma’nın İlişkisi
Cuma güçlü, zeki, sadık ve öğrenmeye açık bir gençtir. Robinson’a çevredeki adalar ve topluluklar hakkında bilgi verir.
İkili arasında zamanla yakınlık oluşsa da ilişkileri eşit değildir. Robinson kendisini efendi, Cuma’yı ise hizmetkâr olarak görür.
Bu durum, romanın yazıldığı dönemdeki Avrupa merkezli ve sömürgeci bakışı yansıtır. Günümüz okumalarında Robinson’un Cuma’ya kendi dilini, dinini ve yaşam biçimini kabul ettirmesi eleştirel biçimde değerlendirilir.
Cuma’nın Babasının Kurtarılması
Adaya gelen başka bir grup, öldürülmek üzere birkaç esir getirir. Robinson ile Cuma saldırıya geçerek esirleri kurtarır.
Kurtarılan kişilerden biri Cuma’nın babası, diğeri ise daha önce bölgede gemisi batan İspanyol bir denizcidir.
İspanyol denizci, ana karada hayatta kalan başka Avrupalıların bulunduğunu anlatır. Onların adaya getirilmesi ve birlikte bir gemi yapılması planlanır.
Cuma’nın babası ile İspanyol, diğer insanları getirmek üzere adadan ayrılır.
İngiliz Gemisindeki İsyan
Robinson planın sonucunu beklerken adanın yakınında bir İngiliz gemisi belirir. Kıyıya çıkan denizcilerin yanlarında elleri bağlı insanlar olduğunu görür.
Gemide isyan çıkmış ve mürettebatın bir bölümü kaptanla ona bağlı denizcileri adaya bırakmaya karar vermiştir.
Robinson kaptanla anlaşır. Kendisini İngiltere’ye götürmesi karşılığında gemisini geri almasına yardım edeceğini söyler.
Robinson, Cuma ve kaptana bağlı denizciler birlikte hareket ederek isyancıları etkisiz hâle getirir. Geminin kontrolü yeniden kaptana geçer.
Adadan Kurtuluşu
Robinson, yaklaşık 28 yıl yaşadığı adadan İngiliz gemisiyle ayrılır. Geride kalan bazı isyancılara barınağını, tarlalarını, keçilerini ve adada hayatta kalmak için geliştirdiği düzeni gösterir.
Cuma da Robinson ile birlikte gemiye biner. Robinson yıllardır özlemini duyduğu İngiltere’ye dönmektedir; ancak artık evinden ayrılan genç adam değildir.
Yalnızlık, emek, korku ve hayatta kalma mücadelesi onun dünyaya bakışını değiştirmiştir.
İngiltere’ye Dönüşü
Robinson İngiltere’ye döndüğünde ailesinin büyük bölümünün hayatını kaybettiğini ve kendisinin de uzun zamandır ölü kabul edildiğini öğrenir.
Brezilya’daki tarım işletmesinin yıllar içinde büyük gelir sağladığı ortaya çıkar. Portekizli kaptanın yardımıyla hak ettiği kazancı alır ve zengin bir adam olur.
Deniz yolculuklarından çekinmeye başladığı için servetini İngiltere’ye götürürken karadan seyahat etmeyi tercih eder. Cuma da yanında bulunur.
Robinson’un hayatı, ailesinin önerdiği sakin yaşamdan çok farklı olmuştur. Büyük acılar yaşamasına rağmen edindiği deneyimler onu dayanıklı, üretken ve kendisini sorgulayan bir insana dönüştürmüştür.
Robinson Crusoe Romanının Karakterleri
Robinson Crusoe
Romanın başkahramanı ve anlatıcısıdır. Macera ve kazanç arzusuyla denize açılır. Gemi kazasının ardından adada yaklaşık 28 yıl yaşayarak hayatta kalmayı öğrenir.
Cuma
Robinson’un adada öldürülmekten kurtardığı genç adamdır. Zeki, cesur ve öğrenmeye açıktır. Robinson’un yol arkadaşı olur; ancak aralarındaki ilişki dönemin sömürgeci anlayışından etkilenmiştir.
Xury
Robinson’un korsan esaretinden birlikte kaçtığı genç çocuktur. Kaçış sırasında Robinson’a sadakatle yardım eder. Daha sonra Portekizli kaptanın hizmetine verilir.
Portekizli Kaptan
Robinson ile Xury’yi Afrika kıyılarında kurtaran denizcidir. Robinson’un Brezilya’ya yerleşmesine ve yıllar sonra işletmesinden elde ettiği kazancı almasına yardımcı olur.
Cuma’nın Babası
Robinson ve Cuma tarafından ölümden kurtarılır. Ana karadaki diğer insanları adaya getirme planına katılır.
İspanyol Denizci
Gemisi batan ve ana karada yaşayan İspanyollardan biridir. Robinson ile Cuma tarafından kurtarılır ve diğer denizcileri getirmek üzere adadan ayrılır.
İngiliz Kaptan
Mürettebatının çıkardığı isyan sonucunda adaya bırakılmak istenir. Robinson’un yardımıyla gemisinin kontrolünü yeniden ele geçirir ve onu İngiltere’ye götürür.
Robinson Crusoe Kitabının Ana Fikri
Robinson Crusoe romanının ana fikri, insanın bilgi, sabır, emek ve umut sayesinde çok ağır koşullarda bile hayatta kalabileceğidir. Ancak insan yalnızca fiziksel ihtiyaçları olan bir varlık değildir; iletişime, topluma ve anlam duygusuna da ihtiyaç duyar.
Robinson adada yiyecek üretmeyi ve güvenli bir yaşam kurmayı başarır. Buna rağmen yıllarca başka bir insanla konuşamamak onun en büyük eksikliklerinden biridir.
Hayatta kalmak yalnızca doğanın sunduklarını tüketmekle değil; bilgi, sabır, planlama ve sürekli emekle mümkündür.
Robinson Crusoe Romanının Temaları
- Hayatta kalma: Robinson en temel ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılamayı öğrenir.
- Yalnızlık: Uzun süre başka bir insanla iletişim kuramamasının psikolojik etkileri anlatılır.
- Emek ve üretim: Barınak, yiyecek ve araç üretmenin gerektirdiği sabır gösterilir.
- İnsan ve doğa: Robinson doğayla mücadele etmekle birlikte onun düzenini anlamayı da öğrenir.
- İnanç: Adadaki yalnızlık, Robinson’un geçmişini ve hayatın anlamını sorgulamasına yol açar.
- Birey ve toplum: Robinson’un yalnızken bile terk ettiği toplumun yöntemlerini yeniden kurması dikkat çeker.
- Sömürgecilik: Robinson’un adayı ve Cuma’yı sahiplenmesi, dönemin Avrupa merkezli anlayışını yansıtır.
- Kültürel karşılaşma: Robinson ile Cuma’nın ilişkisi farklı kültürlerin eşit olmayan koşullarda karşılaşmasını gösterir.
- Pişmanlık ve dönüşüm: Robinson, gençliğinde verdiği kararları adadaki yalnızlığı sırasında yeniden değerlendirir.
Robinson Crusoe Gerçek Bir Hikâye mi?
Robinson Crusoe kurgu bir romandır. Bununla birlikte Daniel Defoe’nun gerçek denizcilerin ve kazazedelerin hikâyelerinden etkilendiği düşünülmektedir.
Romanla ilişkilendirilen en tanınmış kişi İskoç denizci Alexander Selkirk’tir. Selkirk, 1704 ile 1709 yılları arasında Büyük Okyanus’taki ıssız bir adada yaklaşık dört yıl yaşamıştır.
Selkirk’in yanı sıra başka deniz kazaları, esaret anlatıları ve seyahat kitaplarının da Defoe’ya kaynaklık etmiş olması mümkündür. Robinson Crusoe bu farklı anlatıları kullanarak tamamen yeni ve ayrıntılı bir kurgu oluşturur.
Robinson Crusoe ve Sömürgecilik
Roman bir hayatta kalma hikâyesi olarak okunabileceği gibi Avrupa sömürgeciliğini yansıtan bir eser olarak da değerlendirilebilir.
Robinson adayı keşfettiğinde oranın tek yöneticisi ve sahibi olduğunu düşünür. Toprakları böler, üretim yapar ve adaya daha sonra gelen kişiler üzerinde yönetim kurar.
Cuma’yı kurtardıktan sonra ona kendi seçtiği adı verir, İngilizce öğretir ve kendi inançlarını benimsetmeye çalışır. Cuma’nın kendi adı, dili ve kültürü hakkında ise çok az bilgi sunulur.
Bu nedenle eser günümüzde yalnızca Robinson’un becerileri açısından değil, sömürgecilik, kölelik ve kültürel üstünlük düşüncesi açısından da eleştirel biçimde incelenmektedir.
Daniel Defoe Kimdir?
Daniel Defoe, yaklaşık 1660 yılında Londra’da doğmuş İngiliz romancı, gazeteci, tüccar ve siyasi yazardır. Doğduğunda soyadı Foe iken daha sonra adına “De” ekleyerek Defoe biçimini kullanmaya başlamıştır.
Defoe farklı dönemlerde ticaretle uğraştı; ancak ekonomik sorunlar yaşadı ve borçlandı. İngiltere’deki siyasi ve dinî tartışmalar hakkında çok sayıda broşür, makale ve kitap yazdı.
Siyasi yazıları nedeniyle devletle sorunlar yaşadı. 1703 yılında yayımladığı hicivli bir metin nedeniyle tutuklandı, para cezasına çarptırıldı ve teşhir cezası aldı. Daha sonra gazetecilik ve siyasi haber toplama faaliyetleri yürüttü.
Defoe, Robinson Crusoe’yu yaklaşık altmış yaşındayken yayımladı. Roman, ilk çıktığında Robinson Crusoe tarafından yazılmış gerçek bir hayat hikâyesi gibi sunuldu. Ayrıntılı anlatımı nedeniyle bazı okurlar kitabın kurgu değil, gerçek bir seyahat hatıratı olduğunu düşündü.
Robinson Crusoe’nun başarısının ardından macera, suç, toplum ve birey konularını işleyen başka romanlar yazdı. Daniel Defoe 1731 yılında Londra’da hayatını kaybetti.
Daniel Defoe’nun Önemli Eserleri
- Robinson Crusoe
- Robinson Crusoe’nun Yeni Maceraları
- Moll Flanders
- Veba Yılı Günlüğü
- Roxana
- Albay Jack
- Kaptan Singleton
Robinson Crusoe Neden Okunmalıdır?
Robinson Crusoe, insanın çok sınırlı imkânlarla nasıl yeni bir hayat kurabileceğini ayrıntılı biçimde anlatan önemli bir macera romanıdır. Robinson’un yaptığı her araç ve ürettiği her yiyecek, toplum içinde kolayca ulaştığımız eşyaların arkasındaki bilgiyi ve emeği görünür kılar.
Eser aynı zamanda yalnızlık, inanç, bireycilik, kölelik ve sömürgecilik gibi konular üzerinde düşünme imkânı sunar. Bu nedenle yalnızca çocuklara yönelik bir ada macerası olarak değerlendirilmemelidir.
Robinson Crusoe Hakkında Sık Sorulan Sorular
Robinson Crusoe kitabının konusu nedir?
Roman, geçirdiği gemi kazasının ardından ıssız bir adada yaklaşık 28 yıl yaşamak zorunda kalan Robinson Crusoe’nun hayatta kalma mücadelesini anlatır.
Robinson Crusoe kitabının yazarı kimdir?
Kitabın yazarı İngiliz romancı, gazeteci ve siyasi yazar Daniel Defoe’dur.
Robinson Crusoe ne zaman yayımlandı?
Roman ilk kez 25 Nisan 1719 tarihinde yayımlandı.
Robinson Crusoe adada kaç yıl kaldı?
Robinson Crusoe adada yaklaşık 28 yıl yaşadı.
Robinson Crusoe adaya ne zaman düştü?
Romanın verdiği tarihe göre Robinson, 30 Eylül 1659 tarihinde gemi kazasının ardından adaya ulaştı.
Cuma kimdir?
Cuma, Robinson’un adada öldürülmekten kurtardığı genç adamdır. Robinson ona karşılaştıkları günün adını verir ve Cuma daha sonra onun yol arkadaşı olur.
Robinson Crusoe adada nasıl hayatta kaldı?
Gemiden kurtardığı araçları, silahları ve yiyecekleri kullanarak barınak yaptı. Daha sonra tarım yapmayı, keçileri evcilleştirmeyi, çömlek ve ekmek üretmeyi öğrendi.
Robinson Crusoe adadan nasıl kurtuldu?
Adanın yakınlarına gelen İngiliz gemisindeki isyanı bastırmak için geminin kaptanına yardım etti. Kaptan da karşılığında Robinson ile Cuma’yı İngiltere’ye götürdü.
Robinson Crusoe gerçek bir kişi mi?
Robinson Crusoe kurgu bir karakterdir. Bununla birlikte karakterin oluşturulmasında Alexander Selkirk gibi gerçek kazazedelerin hikâyelerinden yararlanıldığı düşünülmektedir.
Robinson Crusoe kitabının ana mesajı nedir?
Roman, insanın bilgi, emek, sabır ve umutla zor koşullara uyum sağlayabileceğini; ancak iletişim ve toplum ihtiyacının da insan hayatında önemli bir yere sahip olduğunu anlatır.
Sonuç
Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe romanı, ıssız bir adada hayatta kalmaya çalışan bir insanın macerası üzerinden emek, yalnızlık, inanç ve insanın doğayı dönüştürme gücünü anlatır.
Robinson’un barınak yapması, tarım öğrenmesi ve hayatını yeniden kurması insanın uyum sağlama yeteneğini gösterir. Cuma ile kurduğu ilişki ise romanın dostluk yönünün yanı sıra sömürgecilik ve kültürel üstünlük düşüncesinin de sorgulanmasını sağlar.
Sesli kitapları, dünya klasiklerini ve ayrıntılı kitap özetlerini seviyorsanız YouTube kanalıma abone olmayı unutmayın.
